15 Mart 2012

Hayatı Tersten Yaşamak

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir…
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami’de uyanıyorsunuz.

Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua
ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı  alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…
Altmışlı yaşlara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..
ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan
olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karsınızda el pençe divan…
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade…..aman ne güzel günler başlıyor…
derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada babanız ortaya çıkmış, ‘fazla çalıştın’ diyor ‘artık eve dön,
işi bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun…’
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem  başlıyor.
Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor,
araba kullanma derdi de yok artık….
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, ‘evde otur, keyfine bak,
oyuncaklarınla oyna’ diyorlar.
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvaletkullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve
başka bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,
sıcacık,  yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Veeeeee….
En güzeli deeee……
Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatınız bitiyor…

CAN YÜCEL








2 yorum:

Begonvilli Ev dedi ki...

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi adlı filmi izlediniz mi? Brad Pitt döktürmüştü yani. Konu bu, oyunculuklar da müthiş olunca ilginç bir film ortaya çıkmış.

Eylem'in dünyası dedi ki...

Evet evet birkaç sene önce izlemiştim ve hayran kalmıştım o flime gercekten.
Aslında hayat ne kadar rahat olurdu değil mi :)

Yorum Gönder

Değerli yorumlarınızı benimle paylaştığınız için çok mutluyum :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bloğumdaki yazı fikir ve resimlerimin kopyalanması izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre yasak ve suçtur.

Followers

 

Blog Template by BloggerCandy.com